alem-i nur

dar kapıdan geçmek

Posted by: saliha on: 16/01/2007

Parmaklarim ayi gosterirken aptallar parmaklarima bakar.tibet atasozu. 

Gorduklerimize gore, sebepsiz sonuc yok ve sonuclar mutlaka sebepleriyle birlikte gelir. Burada aldatici olan, gozumuzun hukmunu aklimizin hukmu haline getirmektir. 

Nefsimizin sebeplere verdigi payelerle, sonucun yaratilmasini gunesin dogudan dogmasi gibi adilestiriyor, basitlestiriyor. 

Illa da uyanmak ve uyanik kalmak gerekiyorsa, celiskinin purtuklu ucunun durtmesi gerek. 

Cevabi en muskil sorular, sorulmayanlardir. Insanin cevapsiz kalan sorularinin olmasi anlasilabilir, ama sirf sorulmadigi icin cevapsiz kalan sorular kadar talihsizi yoktur. 

Kabugu kirma zahmetine katlanmayan cevizi kabugundan ibaret bilir ve hayat boyu ceviz icinden mahrum kalir. 

Demek ki, tas kendi adina kati degildir; kati olmasi emredildigi icin katidir. Yoksa, emredildigi zaman yumusayamazdi. Demek ki yakicilik atesin kendisinden gelmez, yaraticisinin dilemesinden velir. Ates o dilerse yakar, o dilerse serin ve selametli olur. 

Sebepler dairesinde, her nimetin bir kulfeti vardir, her ikram bir dua ile gelir, musebbebata esbaba tevessul ederek varilir. Diger bir ifadeyle, nimet sehrine kulfet kapisindan girilir,sonuclar ulkesine sebeplerin kapisi calinarak dahil olunur. 

Sebeplere tevessul
eden insanin sa`yine sonuclari layik kilip sa`yin ucuna muvaffakiyet takan cenabi haktir.
 

Oysa iman insani rabbine nisbet eder,yaptiklarina degil. 

Insan ardinda biraktiklari ile degil, onunde niyetlendikleri ile beka bulur. 

Her musibet ani, puruzsuzce giden hayatin sasaasi ortasinda, hakikati kalbimize ayan eden bir kara gozbebegi gibi durur. 

Bizim en derin gecemiz, nefsimizi ak bilmemizdir. 

Hicbir sey icin benimdir deme. Sadece de ki yanimdadir. Cunku ne altin ne toprak ne sevgili ne hayat ne olum ne huzur hatta ne de keder senin, daima senin kalabilir. 

Omur dedigin hal, nihayet birbiri ardinca gelip gecen bugunlerden ibarettir. 

Gercekte her bugun tek basinadir, arkasi ve onu yoktur.bugunu kendi icinde tekil olarak yasariz. 

Lutfu da kahri da ayni sey olarak gorebilen bir gayb asina bakis gerek simdi. 

Insan omru bu; bir kar tanesini farketmeye bile yetmiyor. Kar ve omur. Ikisi de, yeryuzunde kendi kiymetine deger bir seyler bulmadikca tutmuyor. 

Soylediklerimiz cok ali pek yuksek hakikatler olabilir. Ancak, bu bize muhatabimizi delik desik edercesine delici tahripkar ve sert soyleme hakki vermiyor. Her yagmurun hatirlattigi gibi, sozu, yuksek de olsa, muhatabin kalbine incitmeden ve nazikce indirmeli.yagmur damlasinin menekse yapragina dokunusu sessizliginde ilistirivermeli. 

Gundogumunun sancisi, herkesi, herseyi kendi uykulariyla basbasa birakip onlara ragmen yalniz  ve uyanik kalmayi gerektiriyor. Baskalarina ragmen uyanik kalmak insanin kendisini ve kendi aliskanliklarini asmasini gerektirdiginden, gundogumunun sancisinin asil kaynagi da gunyuzune cikar. 

Fakirligimiz nihayetsiz, cunku elimizi acmaktan gayrisi elimizden gelmiyor. Demek, butun ihtiyaclarimiz uzaklarda, doymaklara hep gec kaldik. 

Riza yi ilahi ekseninde yapilacak her tercih, temelde, bir ictihad hukmunu alir. 

Kokular duygu durumunu dogrudan etkiler; belli maddeleri koklamak duygu durumunda degisiklige yol acar. 

Kokularin cok guclu motivasyonel etkileri vardir. 

Her insan herkes karsisinda herseyden sorumludur. 

Esbab perdesi altindaki kudret eserlerini goren herkese kudret helvasi indirilir. 

Yazmak soze hukmetmek degil, sozun hukmune girmektir. 

Zamanin akisini yavaslatmak ister gibi surekli gecmisi hatirlamaya calisiyoruz. Ve sanki zamanin akisini hizlandirabilecekmisiz gibi, gozumuzu dikmis, gelecege bakiyoruz. Bize verilmeyen zamanlarda dolanip duruyoruz habire ve bize verilen tek zamani, simdiyi, hic dusunmuyoruz. Gecmis ve gelecegin hayallerine kapilarak, simdiki zamandan kaciyoruz. Neden? Cunku, simdiki zaman bizim icin cok sancilidir.simdiyi gozumuzun onunden uzak tutariz, cunku bizi rahatsiz eder, ancak gercek anlamda lezzetler icinde oldugumuzda zamanin akip gitmesine uzuluyoruz. pascal

Dusunce, kendi kanatlarini kimseye odunc vermez. 

Bir kara kefen ki yazi, gizlilik topraginda gomulu bir olmusun yaninda tasidigi tek seydir. 

Iste oylece yazmali insan, mezar tasini yazar gibi yazmali. 

Insan nasil yasarsa oyle yazar. Nasil yazarsa oyle olur ve oylece hasrolur her cumlenin noktasinda. 

Agac olmak, mevsimlere razi olmak demektir. Kul olmak ise, hallere razi olmak demek… 

Bence, her yazi, her soz kendi imtihanimizin siddetinden kaynaklanan bir itiraf olmali. 

Varacagimiz yer yarinin hesabidir. Degil mi ki maksudumuz ilerilerde, bugun niyet gunudur. Bugun dua gunudur, maksudumuzu elde etme gunu degil. Simdi sebeplere tevessul anidir, sonuclar sonra verilir. 

Bu anda sadece vesileler, sebepler, yollar vardir. Sonuclarin sakli oldugu yarinlara kendi basimiza erisemeyiz ki onlarla imtihan edilelim. 

Ebedi rengini ve kiymetini bugunden, bu anin niyetinden alacaksin. Oyleyse bugunun dunyasi icinden ebedi kilinmaya deger bir dua ile, hic olmeyecek bir niyetle gecmelisin. 

Kendisini kaderin mahkumu bilen, kimsenin mahpusu olmaz. 

Dunyayi ahiret icin termetmek kolaydir, ama dunyayi ahiret icin yasamak zordur. 

Husulu aninda zevali baslar herseyin. Her vuslat gercekte bir firkat habercisidir. Kemal zevalle ikiz kardestir. Her sevda bir veda…kalbi olan hangi insan dayanir buna? 

Her an, kalbinde ebediyet kadar agir  bir hukmu tasiyor. 

Omur dedigimiz, bir `bugun`ler gecidinden ibaret. 

Dunun ibadetine guvenip, gururun kapisi aralanir; yarinin muhtemel ibadetiyle, bikkinliga dusup umitsizlige kapilir insan. 

Oyleyse bugunun icinden, sabah yataktan kalkmis, aksam tekrar yataga yatacak alelade biri olarak degil, ezel ve ebed sultanina kul olma sozu vermis ve aksam ona hesap verecek aziz bir misafir olarak yurumeli. 

Hicbir cekirdek, toprak altina toprak altinda kalsin diye atilmaz. Topragin altina topragi asmak icin girer cekirdek. Kalbinde onulmaz bir agac olma sevdasi yasadigi icin, topragin altina razi olmaz, topraga sigmaz. Bir gun kabugunun altinda kaynayip duran sevda infilak eder, benliginin duvarlari basindan beri sakladigi o incecik yariklardan catlamaya baslar. Sevdasi kendi kabini asar. Kendisini kendi sinirlari otesine tasir, kabugunu yirtar. Agac olmak adina dagilir ve curur. 

insan dunyaya, dunyayi asmak icin gonderilmistir. 

Kendini kirilmaz bir hayat kabuguyla sarip sarmalanmis bulan insan, benliginin duvarlarini asmadikca bu ciliz ve silik varolusa razi olacaktir. 

Insan dunyada kalmak icin degil, dunyadan gecmek icindir.

ADI: DAR KAPIDAN GEÇMEK

YAZARI: SENAİ DEMİRCİ

1 Yorum "dar kapıdan geçmek"

Aldı götürdü beni savaşın ortasına bu yazı :) Halbuki ben sormak istemiyorum bazı soruları. Cevabını merak etmediğimden ya da o cevaplara ihtiyacım olmadığından değil.

İyi günler…

Yorum Yapın

bu sitedeki herşey

"fayda" amacı taşımaktadır

lütfen katılın/anketler

Popüler Yazılar

iletişim

saliha_saracoglu[at]gmail.com

msn değildir!

fakat e-mailleriniz bana anında ulaşmaktadır.

RSS Son dakika haberleri

foto galeri

Slayt9

Slayt8

Slayt7

Slayt6

Slayt5

More Photos
Watch videos at Vodpod and other videos from this collection.

Blog İstatistikleri

  • 386,111