Posted by: saliha on: 09/08/2007
Bazı sözler insanı uçuruma götürür!
İnsan konuşurken kullandığı sözlere dikkat etmeli, imana aykırı sözlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. Allah korusun bilmeden imanımızı kaybedebiliriz.
İman, kiÅŸiyi bütün varlığın tek sahibi Allah’a muhatap kılması ve O’na baÄŸlaması itibarıyla, insana huzur ve ÅŸeref veren büyük bir güç merkezidir. Çünkü iman sayesinde insan Yaratıcı’sına baÄŸlanır. Bu sayede insan, iman ile insanda görünen İlâhî sanatları ve Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin nakışları itibarıyla kıymet kazanır. İnançsızlık ise o bağı koparır. İnsanın Rabb’iyle arasındaki baÄŸ kopunca, Allah’ın insan üzerindeki sanatı gizlenir.
İnsan çok zayıf ve aciz bir varlıktır. Kendisinin veya başkalarının başına gelen musibetlerde çoğu zaman bir şey yapamaz. Bu musibetler, imansızları veya imanı zayıf olan kimseleri aşırı derecede sıkıntıya sokar, huzursuz eder. Fakat huzursuz olmakla elinden de hiçbir şey gelmez.
İmanı elde eden bir mümin ise her ÅŸeyde İlâhî rahmetin izini, özünü görür. Her ÅŸeyde O’nun hikmetini, adaletinin güzelliÄŸini müşahede eder, tam bir teslimiyet ve rıza ile Rabb’inden gelen musibetleri teslimiyetle karşılar. Hayatın zorlukları karşısında dirençli olur. Böyle kimseler, çeÅŸitli musibetlere maruz kalanlara karşı Cenab-ı Hakk’ın merhametinden daha çok ÅŸefkat göstermez ki, elem ve azap çeksinler. Böylece sadece ahiret hayatında deÄŸil, dünya hayatını dahi saadet içerisinde geçirirler. Ayrıca imanın insana kazandırdığı en mühim fayda, insanı nefsin ve ÅŸeytanın vesveselerine kapılmadan huzurlu bir ÅŸekilde kabre imanlı olarak götürmesidir. Bu ÅŸekilde insan hem bu dünya hem de öte dünya saadetini elde eder.
AĞZIMIZDAN ÇIKAN SÖZLERE DİKKAT!
Bu şekilde imanı elde ettikten sonra önemli bir aşama da imanı muhafaza etmek, korumak; yıpranmasına, zayıflamasına, herhangi bir tehlikeye maruz kalmamasına çalışmaktır. İnanan bir insan her konuda olduğu gibi, imanî meselelerde de ağızdan çıkan sözlere dikkat etmeli, imana aykırı sözlerle dilini kirletmemelidir. Şayet umursamaz bir biçimde, dikkat etmeden, sözün nereye vardığını, nasıl bir sonuç doğuracağını düşünmeden imana aykırı sözleri söylerse, Allah korusun imanını kaybedebilir.
Böyle bir hataya düşmemek için akıllı, dikkatli ve titiz davranırken, hatasının farkına varır varmaz da, hemen tedbirini almalı, bir an önce tövbe istiğfar etmeli, imanını yenilemeli, kelime-i şahadet getirerek taze bir imanla yeniden hayata başlamalıdır.
Şimdi imana aykırı düşen, imana zarar veren, imanlı hayatı zedeleyen bazı sözlere dikkat çekelim.
“ALLAH GELSE, ELİMDEN ALAMAZ!”
Bir öfke sonucu düşünmeden bu sözü söyleyen kiÅŸinin Allah’ın gücü ve kudreti konusunda en ufak bir bilgisinin olmadığı anlaşılıyor. Bir kere Allah’ın gücünün ve kudretinin ne bir sınırı vardır, ne bir hududu… Çünkü Allah’ın kudreti sonsuzdur, sınırsızdır. “Ve hüve alâ külli ÅŸey’in kadîr” yani “O’nun her ÅŸeye gücü yeter” ifadesi, Kur’an’da 40-50 yerde geçiyor.
“Her ÅŸey” derken, bu ifadenin içine girmeyen kalmıyor. Allah’ın kendi Zât’ı (celle celaluhu) dışında, varlık âleminde bulunan, Allah tarafından yaratılmış olan, aklımıza gelen gelmeyen bütün yaratıklar bu “her ÅŸey”in içindedir.
“Allah’ın ÅŸuna gücü yeter, buna yetmez; ÅŸunu yapar, bunu yapamaz; ÅŸu kiÅŸiyle baÅŸ eder, bu kimseyle baÅŸ edemez” diye bir ÅŸey söz konusu olamaz.
Bu ifadeler bir insan olarak, bizim için söylenebilir. Mesela, ben 10 kiloyu çok rahat kaldırırım, 20-30 kiloda biraz zorlanırım, 50 kiloda çok zorlanırım; ama 100 kiloyu asla kaldıramam.
Neden? Çünkü benim gücüm ve kudretim bellidir. Ama Cenab-ı Hak için, ağır-hafif, büyük-küçük, az-çok, aşağı-yukarı gibi kavramlardan söz edilmez.
Allah’ın kudreti karşısında bir sinekle dünyamızdan 1 milyon 300 bin defa büyük olan güneÅŸ aynıdır.
Ufacık bir sineği aynı kolaylıkla havada tuttuğu ve uçurduğu gibi, koca güneşi aynı kolaylıkla uzayda tutar ve seyrettirir. İçinde milyarlarca yıldızın yer aldığı galaksiyi de aynı kolaylıkla uzayda gezdirir.
Bu açıdan bilir bilmez biçimde, olur olmaz yerde, anlamlı anlamsız durumlarda, ne manaya geldiÄŸini düşünmeden ileri geri konuÅŸup, “Allah gelse, seni elimden alamaz.” gibi sözlerin hiçbir deÄŸeri, kıymeti ve anlamı yoktur. Bu deÄŸerlendirme, yazımızdaki diÄŸer ifade kalıpları için de geçerlidir.
“BURASI ALLAH’IN UNUTTUÄžU YER!”
Bu da çok tehlikeli bir ifade kalıbıdır. Allah’ın unutması mümkün mü? Dünyada yan yana gelmeyecek iki kelime varsa, o da “Allah” ve “unutma” kelimeleridir.
Kur’an, Allah’a “unutma” yakıştırmasını ÅŸiddetle reddediyor, Musa aleyhisselamı n diliyle Kur’an diyor ki: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz.” (Tâhâ, 20/52)
Cebrail aleyhisselamı n ağzından da şu gerçeği dile getiriyor:
“Biz ancak Rabb’imizin emriyle ineriz. GeçmiÅŸimiz, geleceÄŸimiz ve ikisi arasındaki her ÅŸey O’na aittir. Ve Rabbim hiçbir ÅŸeyi unutmaz.” (Meryem, 19/64)
Bundan dolayı Allah için “unutma” kelimesini kullanmak hem caiz deÄŸildir, hem de insanın ayağını kaydırır, kiÅŸiyi inançsızlık/imansı zlık çukuruna yaklaÅŸtırır. Çünkü “unutmak” noksan bir sıfattır. Allah ise bütün noksan ve eksik sıfatlardan beridir ve uzaktır. Böyle bir ifadeyi mecaz manasında kullanmak da doÄŸru deÄŸildir. Bir mümin, hangi manayı kasdederse etsin aÄŸzına, neticesi itibariyle kendisini çıkmaz sokaklara götürecek böylesi tehlikeli sözleri alıştırmamalıdır.
“BU ADAM ALLAH’LIÄžIN BİRİ!”
Bu söz, imana ve inanca leke getiren, insanın kalbini rencide eden, bir yerde vicdanı sızlatan bir yakıştırma… ÇoÄŸu zaman bu ve benzeri sözler rastgele, geliÅŸigüzel kullanılıyor, sözün nereye vardığı hiç mi hiç düşünülmüyor, hesabı kitabı yapılmadan dillerde gezip duruyor. Halbuki bu sözler sakıncalı sözlerdir. Her yönüyle saçma ve bayağı ifadelerdir.
TDK sözlüğü, “Allah’lık” kelimesi için şöyle bir açıklama getiriyor: “Kendisinden hiçbir iÅŸte yararlık umulmayan saf ve zararsız kimse.” Bir de örnek cümle veriyor: “Bu adam Allah’lığın biri, elinden hiçbir ÅŸey gelmiyor.”
Günlük dilde de şu şekilde dönüp dolaşıyor:
“İşiniz Allah’lık”, “Allah’lık adam”, “Allah’lık Ali Bey misali”, “Tam Allah’lık bir hal, ahı gitmiÅŸ vahı kalmış.”
Dikkat edilirse, bilgisiz, beceriksiz, sorunlu ve hiçbir iÅŸe yaramayan insanlar bu sözlerle anlatılıyor. Sanki insan Allah’a yaklaşırsa, Allah’a kul olmaya çalışırsa, Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirirse aptal/budala ve sefil bir hale gelirmiÅŸ gibi bir mana çıkıyor.
Yahut bir iÅŸ yolunda gitmiyorsa, planlandığı ve düşünüldüğü gibi bir sonuca varılamıyorsa, suç Allah’a atılıyor, hata Allah’a mal ediliyor. Böylece insan farkına bile varmadan Allah’a isyan ediyor. Oysa beceriksizlik insanın kendinden kaynaklanır, dağınıklık kiÅŸinin kendi ihmali ve tembelliÄŸi sonucudur. Neden Allah’a verilsin, bu konularda niçin Allah suçlansın?
Kur’an bu konuda diyor ki: “Başınıza ne musibet gelirse, kendi elinizle iÅŸledikleriniz yüzündendir.” (Şûra, 42/30)
“ALLAH BABA KIZAR!”
Allah’a baba ve oÄŸul isnadı yapılmaz, caiz de deÄŸildir, mümkün de deÄŸildir. Böyle bir sözü, bir Müslüman söylememelidir. Çünkü mesele doÄŸrudan doÄŸruya Allah’ın birliÄŸi ile alakalıdır. Bir kere bütün babaları ve oÄŸulları, erkekleri ve kızları yaratan Allah’tır. Yaratıcı, yaratılan olamaz. İslamî deyimle Hâlık, mahluk olmaz. Böyle bir sözü ve inancı kesin olarak Kur’an reddeder. Hepimizin bildiÄŸi İhlas Suresi’nde, “Lem yelid velem yûled” diyoruz. Bunun anlamı, “O doÄŸurmamış ve doÄŸurulmamıştır” demektir. Yani, doÄŸanlar ve doÄŸurulanlar Yaratıcı ve Allah olamaz.
Yabancı filmlerdeki sözler olduğu gibi tercüme ederek söylendiği ve bazı eski Türk filmlerinde düşünülmeden bilinçsizce kullanıldığı için bu batıl inanç ve ifade, dilimize bu filmler kanalıyla geçmiştir. Böyle bir sözü söylemek doğru değildir.
“KADER UTANSIN.. KAHPE KADER!”
Kaderi suçlayan o kadar söz var ki, saymakla bitmez. Kendine söz geçiremeyen, kadere taÅŸ atar. Kimseyi suçlayamayan, kaderi taÅŸlar. Karşısındakine gücü yetmeyen kadere yüklenir. Böyle bir kör dövüşüdür gider. Kime vurduÄŸunu bilemez, vurduÄŸu yeri göremez, rastgele hücum eder. BeceriksizliÄŸini, tembelliÄŸini ve bilgisizliÄŸini kendi üstüne almaz, eline geçen taşı kadere fırlatır, durur. “Kader utansın” der. Kader ne yapmış ki utansın, kaderin utanacağı neyi vardır? Gerçekten utanması gereken birisi varsa, o da kiÅŸinin kendisidir aslında.
Kader bir suç işlememiş, bir hata yapmamış, bir yanlışa girmemiştir. Suçu işleyen, hatayı yapan, yanlışa giren kişinin kendisi; neden kader hatalı olsun? Geçen zaman içinde daha büyük bir kayba uğramış, daha büyük bir zarar etmiş, daha büyük bir belaya çarpılmışsa, kadere olan kızgınlığının dozunu biraz daha artırır.
Bu sefer aÄŸzından çıkanı kulağı duymaz halde, söylediÄŸi sözlerin nerelere vardığını düşünmez biçimde, açar aÄŸzını, yumar gözünü, Allah muhafaza “kahpe kader” deyiverir. Bu sözler insanı o kadar boÅŸluÄŸa atar, o kadar uçuruma sürükler ve o kadar sert bir duvara toslatır ki, insanı iman dairesinden çıkarabilir…
Bu gereksiz ve yersiz sözlerin hiçbirinin bir Müslüman’ın aÄŸzından çıkmaması lazım… İnanan bir insanın böyle sözleri söylememesi gerekir. Söylenmemesi bir tarafa, bu sözlere karşı tavır koymalı, böyle sözlerin toplumda barınmasına, tutunmasına meydan vermemelidir.
“SENİNLE CENNET’E BİLE GİRMEM!”
Karşısındakine o kadar kızmış, o kadar öfkelenmiÅŸ, o kadar içerlemiÅŸ, o kadar kin ve nefret duymuÅŸ ki, Cennet’te bile onunla birlikte olmak istemiyor. Bu durumdaki ve bu kanaatteki bir kiÅŸiye “Cennet’e girmen kesinleÅŸse, fakat ÅŸu kiÅŸiyle girmen gerekir, baÅŸka türlü girmen mümkün deÄŸil” dense, sözünün nereye gittiÄŸini bile düşünmeden, “Allah korusun, onunla mı, asla, Allah yazdıysa bozsun” gibi sözleri bile sarf edebilir. Hatta, “EÄŸer Allah bana ÅŸu kiÅŸiyle Cennet’e girmeyi emretse, girmem” diyecek kadar, hiç hesap kitap etmeden Allah’ın emrine bile karşı gelmeyi göze alabilir.
Cennet, Allah’ın rahmetinin tecelli ettiÄŸi bir yer, her türlü nimetinin bolca bulunduÄŸu bir âlem, altı iman rüknünden âhirete imanın bir parçası ve bir âhiret yurdu…
Cennet ve ebedi hayat ve sonsuz saadet Cenab-ı Hakkın mü’min kullarına sırf bir hediyesi, ikramı ve özel bir ödülüdür. Bu ödülü reddetmek, bir dostunuzun verdiÄŸi bir hediyeyi reddetmek gibi deÄŸildir, öyle düşünülmez. Bu, Allah’a isyandır, Allah’a baÅŸkaldırmak, Allah’a karşı gelmektir, Allah’ın rahmetini reddetmektir.
Çünkü Rabbimiz mü’min kullarını Cennet’e davet ediyor ve buyuruyor ki: “Allah, sizi izniyle Cennet’e ve bağışlanmaya çağırıyor.” (Bakara, 2/221)
Bu ve bunun gibi pek çok âyette yapılan Allah’ın davetini sırt çevirir bir anlamda, ileri geri konuÅŸarak, bilir bilmez laf ederek “Onunla Cennet’e bile gitmem” sözlerini sarf etmek, insanı çok büyük kayıplara sürükler. Gerçi kiÅŸi, “Ben bu sözü bahsini ettiÄŸiniz manada kullanmıyorum” dese de bir müminin aÄŸzından böylesi ifadeler çıkmamalı.
“ÖKÜZ ALEYHİSSELAM!”
Kötü bir kimseye -hâşâ- “öküz aleyhisselam” demek, insanı uçuruma götürebilecek sözlerden biridir.
Aleyhisselam, “Allah’ın selamı üzerine olsun” anlamında bir selam ve saygı ifadesidir. Dinî literatürde peygamberlerin adını söyledikten sonra “aleyhisselam” derken, Peygamber Efendimiz için “aleyhissalâtü vesselam” veya “sallallâhu aleyhi ve sellem” deriz.
“Aleyhisselam” ifadesi peygamberler için kullanılır. Bu söz bırakın bir hayvan için, peygamberlerin dışında hiçbir insan için dahi söylenmez. Çünkü peygamberler, Allah tarafından özel olarak görevlendirilmiÅŸ Allah’ın elçilerdir. Peygamberler, insanlığın en yüce ve en yüksek mertebesinde bulunan insanlardır.
Bunun içindir ki, bir mümin, peygamberlerin adını söylerken, onlardan bahsederken, onları anlatırken kullanmış olduÄŸu saygılı ifadeleri ne bir insan için, ne de bir hayvan için kullanmamalı. Hele hele bir hakaret anlamı taşıyan “öküz” lafıyla birlikte hiçbir zaman kullanma cüretinde bulunmamalı.
İmanı tehlikeye atan diğer bazı sözler:
1. “Seni Allah’tan çok seviyorum.” demek.
2. Bir adamı sevmediÄŸi zaman, “Cehennem’e girmeye imza verdim.” demek.
3. “Allah bize zulmediyor.”, “Ben Allah mallah tanımam.”, “Åžu iÅŸe Allah’ın bile gücü yetmez.” gibi sözleri söylemek.
4. Hasta olan birisine, “Seni Allah unuttu.” demek.
5. Karısı veya baÅŸka birisi için, “Onun hakkından Allah bile gelemez, ben nasıl geleyim” demek.
6. “Allah bana merhamet etme hususunda cimrilik etti.” demek.
7. Herhangi bir ÅŸey için, “Allah’ın hiç iÅŸi kalmamış da bunu mu yapıyor veya yaratıyor?” demek.
8. Peygamberimiz’in sünnetlerinden veya hadislerinden birisini alaya alır bir tarzda “Çok dinledik bunları” demek.
9. Herhangi bir iÅŸi yapan kimseye yapmaması söylendiÄŸi zaman, “Peygamber gelse de ‘Yapma!’ dese veya gökten ‘Yapma!’ diye ses duysam yine yaparım” demesi.
10. Kendisine, “Dünya için ahiretini terk etme!” denilen kimsenin cevap olarak, “Ben veresiye için peÅŸin olanı bırakmam.” demesi.
11. Fakir bir kiÅŸinin, “Allah falan kuluna ÅŸu kadar zenginlik veriyor; bana ise az veriyor. Böyle adalet olur mu?” demesi.
12. “Namaz ve helal olan ÅŸeyler, bana iyilik getirmiyor” veya “Ne için namaz kılacağım; malım yok, mülküm yok. ÇoluÄŸum yok, çocuÄŸum yok” yahut “Namazı rafa bıraktım” demek.
13. “Sensiz Cennet’i de istemem, orası da benim için zindandır.” demek.
* İmanı tehlikeye atan veya insandan imanı kaldıran sözler elbette bu kadar değildir.
Burada bu sözlerin bir kısmına yer verilmiştir.
Bu ve benzeri sözleri söylemekten kesinlikle kaçınmalı ve yanlışlıkla bu sözler söylenirse de hemen kelime-i şehadet getirilmelidir.
(Mehmet Paksu, İnsanı Uçuruma Götüren Sözlerden)
ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.BEN YENİ YENİ DİNİMİ TANIMAYA CALIŞIYORUM.BÖYLE ŞEYLERİ GÖRMEK YAZILARI OKUMAK HALA İNSANLIK İÇİN DİN İÇİN BİR ŞEYLER YAZANLARI GÖRMEK MESUD ETTİ BENİ HAYIRLI GECELER İNŞALLAH TÜM İSLAM ALEMİNE
RABBİM sizden razı olsun.
[...] [...]
imanı kuvvetli olan böyle sözler söylemez allah bu tür sözlerden
korusun cümlemizi..
25/09/2008 22:08
teşekkür ederim gerçekten çok güzel açıklamışsınız ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN